Devlet Bahçeli Sözleri - Güzel Sözler - Özlü Sözler - Anlamlı Sözler | Söz Sanatı
Devlet Bahçeli Sözleri
Devlet Bahçeli Sözleri

Bizim partililerimiz yoktur. Dava arkadaşlarımız vardır. Dava ne alınır, ne satılır.

Mecnuna cihan dopdolu Leyla görünürmüş.

Büyük şairimiz Mehmet Akif’in şu sitem ve serzeniş dolu mısralarındaki hissiyatı yaşamamak ve yaşatmamak en büyük dileğimdir.

Git vatan! Kabe’de siyaha bürün. Bir kolun Ravza-i Nebi’ye uzat, birini Kerbela’da Meşhed’e at. Kâinatta o heyetinle görün.

Yalan, karanlık odada olmayan kara renkli bir şeyi aramak, aranmasını önermektir. Bu nedenle yalan tuzaktır, vicdan ve umut hırsızlığıdır.

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş.

Bize dayatılanlardan daha çok, perdenin arkasından gölgesi yansıyan ve gün geçtikçe belirginleşen gerçeklere odaklanmalıyız.

Hatırası yıpranmış, hayali yorulmuş ve heyecanı yenilmişler için, içten içe çürüme, içe doğru devrilip çökme mukadder bir sondur.

Hatırdan çıkarmayın ki, gizlenecek tek bir yeri olanın kurtuluş imkanı tekten azdır.

Her çekilen halay, her açılan duvak, her sallanan beşik, her tüten ocak bizi bir millet yapmıştır.

Oysa tırnak herkeste vardır, mertlik er kişiye hastır. Tek tırnaklılar gibi dörtnala kaçmaktansa vatanın yanında durmak en doğru olanıdır.

Eklemek yerine eksilten, dikmek yerine dinamitleyen, buluşturmak yerine budayan maziyi de anlamaz, medeniyet ruhunu da anlamlandıramaz.

İstismarla aldatanlar inkârla sevinirler. Yalanla avutanlar kötü bir ruhla dolaşırlar. Bunların ne hale, ne de istikbale hayrı dokunmaz.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmazmış.

Yalnız olmak, kimsesiz olmak değildir. Millet arkamızda dursun, Allah esirgesin ve korusun fazlasıyla kafi gelecektir.

Şanlı Türk tarihi bir siyaset silahı ve siyasi tasarım vesikası değil; bir şuur, bir destan, bir şaheser kaynağıdır.

Sabır, Sırat Köprüsü’ne benzer. Geçmesi zordur, ama sonu hayır, selamet ve güzelliktir.

Karanlıkları ışığa boğacak bir şimşek gerekiyor.

Dil aslandır, bak, eşikte yatar; ey ev sahibi, dikkat et, senin başını yer.

Türk milleti bu zulmeti püskürtecektir. Türkiye sıkıştığı cendereden kurtulacaktır. Sabredeceğiz, fakat sonunda mutlaka kazanacağız.

Ahlak ve adalet; toptaki barutu ateşleyen kapsül gibidir. Top yoksa, barut bitmişse, kapsül ne işe yarayacaktır?

Ayaklarımız yerden kesilmemek kaydıyla parmaklarımızın ucuyla yıldızlara ulaşabilmeliyiz.

Aç vatan göğsünü İlah’ına aç, Şühedanı çıkar da ortaya saç.

Diyorum ki, şiddet dursun sevgi konuşsun. Kavga yerine kucaklaşalım, küslük yerine barışalım. Birlikte bir millet olduğumuzu unutmayalım.

Teslim olmuş, pes etmiş, vazgeçmiş ve boyun bükmüş her idrak çözülmeye ve çökmeye mahkumdur.

Ülkücü olmanın zor, Ülkücü kalabilmenin daha zor olduğunu bilerek ülkülerimizi sevda, ülkemizi bayrak, Türklüğü yıkılmaz kale bildik.

Odunun yaprağı olmaz, mazlumun ahu yerde kalmaz, yalanın sonu gelmez, yanlış ve yozlaşmış kişiliklerin akıbeti de iyi olmaz.

Sahurda çalan davulla kalkıp inançlarımızın nurani ışıklarını, hep birlikte pencerelerimizden semaya ulaştırmalıyız.

Biz şuurluyuz, uyanığız ama görmek isteyenler ya kör, ya da kaskatı kesilmiş mankurtlardır.

Allah’ım, bir zamanlar beşeriyetin hayranlıkla baktığı bu aziz millet, bugünkü karanlığa layık mıdır? Zulmetin sonu ne zaman gelecektir?

Dirilen batıla, sökün eden iftiraya, yalandan yalana koşan, kılıktan kılığa giren günahkârlara teslim olmamalı, yol açmamalıyız.

Yine de umutsuz olmayın, yılgın durmayın. Hz. Mevlana bakın ne kadar anlamlı şeyler söylemiş: Nerede bir dert varsa deva oraya gider. Nerede bir yoksul varsa rızık oraya gider. Nerede bir zor soru varsa cevap oraya gider.

Kerkük deyince gözleri yaşaran, Musul deyince heyecan duyan, Telafer, Tuzhurmatu sözleriyle coşan yiğit ve fedakar yürekler var bu ülkede.

Hal ortada, bir çöl ki sudan vazgeçtim, yok ye’simi aldatmaya bir damla serab.

Ahmak ata binerse bey oldum sanırmış. Şalgam aşa girerse yağ oldum sanırmış.

Tutuklamasız, yasaksız, düşüncelerin her zaman ifade edilebildiği ve herkesin mutlu ve huzurlu olduğu bir ülke olsun Türkiye.

Ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa kanatları fayda eder mi? Şiddetin kaynağı kurursa hayat zindana döner mi?

Şiddet damla ise, merhamet ve şefkat denizdir. O halde, damla denizle başa çıkabilir mi?

Bin yıllık sevda namusumuza emanettir.

İnanıyorum ki: Birbirimizin varlığından mutluluk duymadığımız sürece; kardeşliğin dilini, dostluğun sesini ve sıcaklığını hissedemeyiz.

 


Bakmak İsteyeceğiniz Düşünür Sözleri
Yorumlar
Yorum yaz